ANA SAYFA        ÖNSÖZ        TARİHÇE        TÜZÜK        AVCILIK        AVCIYA ÖĞÜTLER        ATICILIK        NOSTALJİ        İLETİŞİM          

 ÖNSÖZ

Merhaba, sitemize hoş geldiniz,

Tutkumuz, hobimiz, felsefemiz, yaşam şeklimiz…

Avcılık nedir?

            İnsanlık, varoluşundan bu yana birçok aşama ve evrim geçirmiştir. Yaşamın temel unsuru beslenmeyi, önceleri bitki kökleri, tohumlar, yere düşen meyvelerle bir başka deyişle toplayıcılıkla sağlarken, muhtemel ki yırtıcı hayvan artıklarından et ile tanıştılar, tadını alınca da, kendisi bunu elde etme uğraşına, yani avcılığa başladılar. Sağlanan protein ile birlikte insan beyninin gelişiminde büyük ilerleme olmuştur. İşte avcılık insanlık tarihi kadar eski, yaşamın ayrılmaz bir parçası, bir uğraş, bir iş, netice sosyal bir edimdir.

            Zaman içerisinde insan yaşamının yerleşik düzene geçmesi, ihtiyacı olan bitkilerin ve hayvanların yetiştirilmesi ile önemi azalan avcılık, silah ve savaş eğitimi, isim kazanma, şan şöhret, trofe edinme ve ortaçağin feodal toplum yapılarında zenginlik ifadesine dönüşmüştür.

            Günümüzde ise avcılığı, av peşinde doğada olma hobisi-sporu diye ifade edebiliriz. Bazı bilgisiz, saplantılı çevreciler, genlerimize işlemiş bu doğal olguya “hayvan öldürmenin sporu mu olurmuş? Avcılık hayvan katilliğidir” diyorlar.

            Sanki, çevre kirliliğini, atılan tonlarca ilacı, gübre ve hormonu, yakılan anızları, kurutulan sulak alanları, açılan yolları, yanan ve kesilen ormanları, yok edilen yaşam alanlarını sebebi avcılar.

            Halbuki, doğayı, av hayvanlarını, avcılar herkesten çok severler ve korurlar, en azından bu uğurda çevreciyim diye geçinen birçok kişiden daha fazla ellerini cebine sokarlar.

            Çağdaş dünyada bir çok av hayvanı ve yaşam çevresi avcılardan sağlanan kaynakla ayakta durabilmektedir. Birçok insan da avcılığın silah, mühimmat, giysi, aksesuar sanayisinden ekmek yemekte, kaçak avcılık yerine rehberlik, koruculuk, yetiştiricilik yaparak ailesini doyurmaktadır.

            Ülkemizde ise eğitimsizlik ve devletin sahip çıkamaması neticesi doğamız ve av hayvanlarımız giderek yok olmaktadır. 2003 yılında kanunlaşan 4915 sayılı kara avcılığı kanunu gereği avcılığın eğitimi şart koşulmuş, ancak eğitim ticari bir kazanca dönüştürülmüştür. Devlet denetim ve kontrol için yeterli imkanı sağlamamakta ve yeterli kadroları oluşturamamaktadır. Göstermelik üretilen av hayvanları yaşam alanları ile uyumu sağlamadan doğaya salınmakta, kısa sürede yok olmaktadır. Yönetim avcıları yolunacak kaz görmekte, yüklediği vergiler harçlar ve pul paraları ile insanlarımızı avcılıktan vazgeçirerek, doğayı koruyacaklarını zannetmektedirler. Halbuki kurallara uyan bilinçli çağdaş avcı doğanın en iyi bekçisidir.

            Evet arkadaş, bir an önce av hayvanlarımıza, yaşam alanlarına, avcılık haklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bu da ancak avcıların birleşmesi ile mümkündür. Dernekler yasası çerçevesinde bu birlik, avcıların derneklere, derneklerin federasyona, federasyonlarında konfederasyona üye olması ile tek çatı altında toplanabilmektedirler.

            Lütfen avcılığınıza sahip çıkınız, derneklere üye olunuz, işi bilen yönetimleri destekleyiniz, katılımcı olunuz, yardım ediniz, kontrol ediniz, birlikten kuvvet doğar.

                                                                                                                Ankara Tüm Avcılar ve Atıcılar Spor Kulübü Derneği